Kimi insan için mutluluk, kimi için sevgi, kimi için başarı veya güven olabilir. Oysa bütün bunların çok üzerinde, insanın kalbine gerçek anlamda güç ve huzur veren bambaşka bir his vardır: Allah’ın büyüklüğünü bilmek ve O’nun kudretini gereği gibi kavramak.
Allah’ın büyüklüğünü gerçekten kavrayan bir insanın dünyaya bakışı tamamen değişir. Çünkü artık karşısında aşamayacağı bir güçlük, kendisini ezebilecek bir insan, geleceğiyle ilgili korku duyacağı bir belirsizlik yoktur. Her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu bilen insan, insanların gücünü de olayların büyüklüğünü de gerçek ölçüsüyle değerlendirmeye başlar.
Allah’ın sonsuz kudretini bilen bir insan, dünyadaki hiçbir şeyi gözünde büyütmez. Çünkü bilir ki gökleri ve yeri yaratan, milyarlarca canlıyı her an rızıklandıran, insanın kalbindeki en gizli düşünceyi dahi bilen Allah için hiçbir şey zor değildir. Böyle bir iman, insanın ruhunda mükemmel bir kararlılık meydana getirir.
Nitekim Allah Kuran’da müminlere şöyle bildirir:
“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz.” (Âl-i İmran Suresi, 139)
Bu ayet, iman eden insanın sahip olduğu büyük sırrı ortaya koyar. Müminin üstünlüğü, maddi imkânlarının çokluğundan, insanlar üzerindeki nüfuzundan veya dünyadaki konumundan kaynaklanmaz. Asıl güç, Allah’a olan güveninden ve O’nun sonsuz kudretini kavramasından gelir.
Gerçek iman sahibi insan, başına gelen olaylar karşısında hemen yıkılmaz. “Çünkü olayların görünürdeki sebeplerinde takılıp kalmaz; bütün sebepleri yaratan Allah’ın kudretini ve hikmetini görür. İnsanların ne düşündüğü, şartların ne kadar zor olduğu, gelecekte ne olacağı onun imanını sarsmaz. O, Allah’ın her şeyi bir hikmetle yarattığını bilir.
Bu nedenle Allah’ın büyüklüğünü kavramak, yalnızca zihinsel bir bilgi değildir. Bu bilgi insanın karakterine, ruh haline ve olaylar karşısındaki tavrına yansır. Allah’ı gerçekten tanıyan insan daha cesur, daha sakin, daha şefkatli, daha sabırlı ve daha ümitli olur. Çünkü kendisini yalnız hissetmez. Her an Allah’ın kendisiyle olduğunu bilir.
Dünyevi şartların insanı yenememesinin sırrı da işte budur. İnsan dünya hayatına karşı kendi gücüyle değil, Allah’a olan güveniyle sağlam durur. Dünyadaki bütün imkanlar tükense bile Allah’ın gücü sonsuzdur. Zahirde bütün kapıları kapansa bile Allah’ın açamayacağı hiçbir kapı yoktur.
İşte insanın ulaşabileceği en büyük zenginlik budur: Allah’ın büyüklüğünü bilmek. Bu bilgi kalbe yerleştiğinde korkular ve ümitsizlik ortadan kalkar, insan olayların altında ezilmek yerine onları Allah’ın yarattığı birer imtihan olarak değerlendirmeye başlar.
Çünkü Allah’ın büyüklüğünü samimi olarak kavrayan bir insan için artık dünya hayatı, bütün ağırlığıyla ruhunu ezen ve kendisini çaresiz bırakan bir yük değildir. Bu şuur, insanın kalbinde öylesine güçlü bir güven ve huzur meydana getirir ki, hiçbir dünyevi şart onu kolaylıkla sarsamaz. İşte dünyevi şartların insanı yenememesinin sırrı da budur. Çünkü insanın, kendi sınırlı gücüne değil, Allah’ın sonsuz kudretine dayanır. Nitekim Allah, “Kim Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter.” (Talâk Suresi, 3) buyurur. Bu, mümin için büyük bir müjdedir. Çünkü insanın gücü, imkânları ve dayanabileceği insanlar sınırlıdır; fakat Allah’ın kudreti sonsuzdur.
Yorum bırakın