Oysa müminin en önemli özelliklerinden biri, bütün bu meşguliyetlerin arasında Allah’ı unutmamaya çalışmasıdır.
Peki insan dikkatini Allah’ın üzerinde nasıl toplayabilir?
Bunun için öncelikle Allah’ın bizim için ne kadar büyük bir nimet ve ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu kavramamız gerekir. Dünyada çok zengin bir insan düşünelim. Büyük bir serveti varsa, aklı sürekli malında, parasında ve sahip olduğu imkânlardadır. Sabah kalktığında onu düşünür, iş yaparken onu düşünür, yemek yerken bile zihninin bir köşesinde serveti vardır. Çünkü onun için bu servet önemlidir.
İşte müminin bundan çok daha büyük bir zenginliği vardır: Allah’ın varlığına iman etmek.
Dolayısıyla Allah’ı hatırlamak yalnızca belirli zamanlarda yapılan bir ibadet değildir. Asıl olan, Allah’ı hayatın her anında akılda tutmaktır.
Bunun için insanın iradesini kullanması gerekir. Çünkü şeytan, insanın dikkatini sürekli başka yerlere çekmek ister. Dünya hayatının telaşı, para, makam, insanlar, gelecek kaygısı ve günlük problemler insanın zihnini doldurabilir. Mümin ise bütün bunların arasında tekrar tekrar Allah’a yönelir.
Bir süre dalgınlaştığında hemen tevbe eder ve kendisini yeniden toparlar. Allah’ı düşünür. O an sahip olduğu nimetleri hatırlar. Ölümü, ahireti ve Allah’ın huzurunda hesap vereceğini düşünür. Böylece kalbi yeniden Allah’a yönelir.
İşte bu dikkat, insana büyük bir neşe ve huzur verir. Çünkü insanın gerçek güvencesi sahip olduğu mal, makam veya insanlar değil, Allah’tır. Dünyadaki bütün zenginlikler geçicidir. Allah’a iman ise insanın hem dünyasını hem de sonsuz hayatını güzelleştiren gerçek zenginliktir.
Kur’an’da bu gerçek şöyle bildirilir:
“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.”
(Ra’d Suresi, 28)
Yorum bırakın