Hangi zorluklarla mücadele ettiklerini bilmesek de değişmeyen bir gerçek vardır: İnsanların önemli bir bölümü gerçek anlamda mutlu değildir.
Yaşadığımız çağda ahlaki değerler büyük ölçüde geri plana itilmiş, dostluk ve kardeşlik zayıflamış, merhamet ve şefkat ise eski önemini kaybetmiştir. Dünya; şiddet, nefret, bencillik ve merhametsizlikle kuşatılmış olmasına rağmen, insanların ortak özlemi barışın, güvenin ve huzurun hâkim olduğu bir dünyada yaşamaktır.
Bu olumsuz tablonun temelinde sevgisizlik, sevgisizliğin temelinde ise bencillik bulunmaktadır. İnsan, yalnızca kendi çıkarını düşünmekte, başkalarının yaşadığı sıkıntıları önemsemeyerek kendi rahatını ön planda tutmaktadır. Çıkar merkezli bu anlayış vicdanları köreltmekte, insanların birbirlerini kolayca gözden çıkarmalarına ve birbirlerinin yokluğunu önemsememelerine neden olmaktadır. Bencillik, bulaşıcı bir hastalık gibi toplumun her kesimine yayılmaktadır. Dünyanın birçok yerinde açlık, savaş ve yıkım yaşanmasına rağmen, insanların önemli bir kısmı bunlara kayıtsız kalmakta; dikkatini yalnızca eğlencesine, kariyerine ve sosyal medyadaki beğenilere yöneltmektedir. Sevgi üzerine konuşulmasına rağmen, bu sevginin gerektirdiği davranışlar çoğu zaman hayata geçirilmemektedir. Bunun doğal sonucu ise yalnızlık, huzursuzluk ve mutsuzluk olmaktadır.
Ancak bu tablonun değişmesi mümkündür. Bunun çözümü ise Allah sevgisi ve Allah korkusunun insana kazandırdığı güzel ahlaktır. Gerçek sevgi, fedakârlıkla ayakta kalır; sabır, affedicilik ve diğerkâmlıkla güçlenir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, sevginin zayıflamasına neden olur. Sevginin sağlam bir temel üzerine kurulabilmesi ise ancak güçlü bir Allah sevgisiyle mümkündür.
Unutulmamalıdır ki sevgi, her insanın fıtratında var olan bir değerdir. Sevgiden yoksun bir dünyanın insanlığa gerçek anlamda bir fayda sağlaması mümkün değildir. Bu nedenle insanın görevi, insanları karanlıktan aydınlığa yönlendirmek; sevginin, merhametin ve bağışlamanın değerini anlatmak ve gerçek huzurun kaynağını hatırlatmaktır.
Nitekim Yüce Allah, “İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen kötülüğü en güzel olan tavırla uzaklaştır. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.” (Fussilet Suresi, 34) buyurarak, sevginin ve güzel ahlakın dönüştürücü gücüne dikkat çekmektedir.
Yorum bırakın